OBEZİTE CERRAHİSİ HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR

Obezite cerrahisinde farklı yöntemler bulunmaktadır. Cerrahi yöntemler arasında dünyada en sık yapılan yöntem sleeve gastrektomi yani mide küçültme ameliyatıdır. Ameliyatın teknik olarak diğerlerine göre daha kolay yapılabilir olması mide küçültme ameliyatını obezite cerrahisinde ön plana çıkartmıştır. Kontrolsüz diyabeti olan ve ileri derecede obez olan bireylerde tüp mide ameliyatının başarısı sınırlıdır. bu grup hastalarda bipartisyon ameliyatları ya da bypass cerrahisi tercih edilmelidir.

Kilosu normal ölçülere göre yüksek olan kişilerde zayıflama yöntemleri önerilir. Bariatrik Cerrahi yöntemler de bunlardan biridir. 2022 yılında Amerikan Obezite ve Metabolik Cerrahi Derneği ameliyata aday hastaların seçimini net olarak belirlemiştir. Bu ayırım için vücut kitle indeksi kullanılır. Kilonun boya oranı baz alınır. Yıllardır VKİ 40 ve üzeri kişilerde extra bir özellik aranmadan obezite cerrahisi önerilirken bu oran 2022 yılında 35 ve üstü olarak güncellenmiştir. VKİ 30-35 arası olan bireylerde cerrahi dışı yöntemlerle kalıcı kilo kaybı sağlanamamış ve hastada obeziteye eşlik eden hastalıklar varlığında obezite cerrahisi önerilir. VKİ 30 ve üzeri hastalarda diyabet varlığında hastaya metabolik cerrahi önerilir.

Obezite cerrahisinde mutlak yaş üst sınırı 72 yaştır. Hastanın metabolik durumu ve obezite cerrahisi sonrası süreci yönetebileceğine inanılan hastalar cerrahi süreci güvenle geçirirler.

Obezite cerrahisinde farklı yöntemler hastaya uygun şekilde seçilmekte önemli bir tecrübe gerektirmektedir. Mutlak endikasyonların yanında yoruma açık ve tecrübe ile karar verilecek durumlar da bulunmaktadır. 2 önemli ayırım noktası vardır. Bunlardan birincisi hastanın midesinde olan anatomik bozukluklardır. Obezite cerrahisine aday hastalarda belirgin mide fıtığı var ve buna bağlı yemek borusu hasarı oluşmakta ise bu durumda kesinlikle klasik tip gastarik bypass seçilmektedir. Hastanın ana sorunu metabolik bozukluklar değil sadece kilo problemi olmaktadır ise verilecek kilonun hedef kiloya oranına göre mide küçültme ameliyatı ya da bypass (rny gastrik bypass, minigastrik bypass, sadi-s, duodenal switch, bipartisyon) lar tercih edilebilmektedir. Ana sorunun kilo olmadığı obez bireylerde metabolik hastalıkların (diyabet, hipertansiyon, kolestrol ve trigliserid yüksekliği) durumuna göre metabolik cerrahi yöntemler tercih edilmektedir. Ben sadece tüp mide ameliyatı yapmaktayım, diğerlerini yapmamaktayım düşüncesi kabul edilemez ve gerçekçi değildir, sadece yetersizliktir.

Çok sık karşılaşılan sorunlarda biri de cerrahi yöntemlerden sonra tekrar kilo alımıdır. Hastalar ve sağlık çalışanları bu yöntemlere kalıcı kilo verimini sağlar şeklinde baktıkça sorun çözülmeyecektir. Tüm obezite cerrahisi yöntemleri sadece kilo vermek amacıyla kullanılmaktadır. Hiçbir yöntemde kalıcı kilo verme sağlanamamakta ve obezite cerrahisi sonrası hedef kiloya ulaşılamamaktadır. Ana sorunlar, kişiye uygun yöntemin belirlenememesi, seçilen yöntemin kurallara uygun bir şekilde yapıl(makta)amaması sonucunda yeterli kilo verememek ve hastanın beslenme programına uygun bir şekilde hareket etmemesinden kaynaklanabilmektedir. Bu durumda tüm obezite cerrahisi yöntemlerinin uygulandığı, revizyon tercihi ve uygulamasında tecrübeli, hastanın takip edildiği merkezlerden yardım alınması gerekmektedir. Obezite cerrahisi revizyonunda tüp mide ameliyatı bir revizyon yöntemi değildir.

Obezite cerrahisinden sonra 2 parametre bizim için önemlidir. Bunlardan birincisi kişinin VKİ nin 25’in altında olması ile yaşa uygun etkin yağ oranına ulaşılması. Diğer önemli parametre ise kiloya bağlı yandaş hastalıklarda iyileşmedir. Sabit bir kilo vermekten söz edebilmek mümkün olmamaktadır.

Obezite cerrahsından sonra ilk 2 hafta sıvı diyet tercih edilmekte ve protein ihtiyacı protein destek sütlerinden tamamlanmaktadır. 3. hafta daha yumuşak iyi pişmiş sebzeler yemekleri tercih edilmektedir. 4. hafta tam katı beslenmeye geçilmektedir. Unutulmamalıdır ki obezite cerrahisi sonrası katı bir diyet programı uygulanmamaktadır. Kalori sayımı ve miktar kontrolü ile beslenme düzeni değişikliği başarıya gitmektedir. Zayıflama sürecini hastalar bir maraton koşusu gibi uzun soluklu değerlendirmelidirler. Ameliyatın erken döneminde kaç ayda kaç kilo verdiğiniz önemli değildir.

Çocuklarda obezite cerrahisi kararı hastanın obezite derecesi, hormonal bozuklukları ve algılama yaşına göre değişiklik gösterir. Çocuklarda obezite cerrahisinde öncelikle tercih edilen yöntem mide küçültme ameliyatıdır. Emilimin bozulması istenmemektedir. Kemik gelişiminin önemli olduğu dönemde emilim bozukluğu ilerİki yıllarda hastada eğri kemiklerle ve büyüme gelişme geriliği ile kendini gösterebilir. 14 yaşın üstünde obezite cerrahisi uygun hastalarda güvenle yapılmaktadır.

Obezite ameliyatı bu konuda özelleşmiş merkezlerde güvenle yapılabilmektedir. Ameliyatın kendisi C-Grubu riskte bir ameliyattır ki bu safra kesesi ameliyatı ile aynı risk grubundadır. Kalp Cerrahisi, Beyin Cerrahisi, Kanser cerrahisi gibi ameliyatlar riskli ameliyatlardır. Obezite cerrahisinde riski oluşturan şeyler hastanın yandaş hastalıkları ve fiziksel durumudur. Sağlığınızın daha fazla bozulmaması için karar için hızlı hareket etmelisiniz.

Obezite cerrahisi laparoskopik olarak tanımlanan kapalı yani 8 mm’lik minik kesilerden yapılmaktadır. Ameliyat kesileri ağrıya neden olabilir, ancak kapalı ameliyatlar genellikle daha az ağrılıdır. Karbondioksit gazı ilk saatlerde ağrı yapabilir, ancak ilaçlarla kontrol edilir. Hastalar hastaneden taburcu olduklarında genelde ağrı kesici kullanmazlar.

Obezite cerrahisi aslında sadece kilo vermeye ve verdiğiniz kiloda kalıcılık için size destek olmaktadır. Beslenme bozukluğu ve yeme modelini değiştirmezseniz eski kilonuza veya daha üstüne çıkabileceğinizi bilmelisiniz. Cerrahi kesin çözüm değildir ve size kilo aldıran gıdalardan uzak durmanız gerekir. Özellikle yüksek kalorili gıdalardan tamamen uzak durulmalıdır.

Obezite cerrahisinden 1 yıl sonra güvenle hamilelik olabileceği önerilmektedir. Klinik tecrübemizde ilk 1 yıl içinde de hamile kalan hastalar güvenle çocuklarını doğurmuşlardır. Bu hastalarda ana sorun hamilelik sürecinde halsizlik ve hedef kiloya ulaşamamak olmuştur.

Obezite cerrahisinden sonra tekrar kilo almakta olan ya da hedef kiloya ulaşamamakta olan hastalarda farklı bir cerrahi yöntem uygulanmaktadır. Kişinin hedef kiloya ulaşamaması ve hedef kiloya ulaşıp tekrar VKİ nin 35 geçmesi durumunda tekrar bir cerrahi yöntem gündeme gelir. Kiloya bağlı yandaş hastalıkların belirmesi VKİ bağımsız olarak hastanın revizyon cerrahisi düşünmesini gündeme getirmektedir.

Obezite cerrahisinin asıl amacı kronik hastalıkların oluşumunun önlenmesi ve oluşan hastalıkların ilaçsız kontrol altına alınmasıdır. Diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, kromik eklam rahatsızlıkları, romatolojik hastalıklar ve damar sistemi hastalıkları birçoğu kontrol altına alınmakta. Bu kontrolün tam ve uzun dönemli sağlanması için size uygun cerrahi yöntemin tam olarak belirlenmesi başarıyı sağlar.

Obezite cerrahisine aday birçok hastanın belli seviyede kalp hastalıkları bulunmaktadır. Bu hastalık seviyesi belirlendiktan sonra gerekli tedavi hastaya uygulanır ve ameliyata hazır hale gelir. Taburculuk sonrası bazen hastalar kalp-damar sistemi ilaçlarını tamamen bırakmakta ya da kademeli olarak azaltarak 1-2 ay içinde kesmektedir. Güvenle obezite cerrahisi tamalanmaktadır.

Obezite cerrahisi, sağlıksız bireylerin tercih ettiği bir cerrahi tedavi yöntemidir. Ancak bu tür ameliyatlar riskler içerir. Genel anestezi altına alınma süreci, hastalar için en büyük risklerden birini oluşturur ve bu nedenle deneyimli bir anestezi ekibinin bulunması şarttır. Özellikle obez hastaların yüksek akciğer basınçları, ameliyat sonrasında akciğer sorunları riskini artırmaktadırlar.

Ameliyat sonrası ilk günlerde sıkça karşılaşılan sorunlar bulunmaktadır.Hastanın kilo kaybetmesi, diğer ameliyatlar için riskleri azaltmakta. Aynı zamanda, ameliyat sırasında kanama gibi küçük komplikasyonlar yaşanmakta.Mide ve barsakların iyileşme sürecinde özel riskler mevcuttur. Özellikle ameliyat sonrası ilk 48 saat içinde kanama riski oldukça yüksektir. Ancak, deneyimli cerrahi merkezlerde bu risk genellikle hayati tehlike oluşturmaz. Mide veya barsaklarda yapılan kesiklerin iyileşmemesi durumunda “kaçak” meydana gelir. Bu, mide veya barsak içindeki sıvının karın boşluğuna sızmasına neden olur.

Bu yayılma, miktarına ve yayılma alanına bağlı olarak semptomsuz olmakta veya basit semptomlarla (örneğin ateş) ya da ağrı ve organ yetmezliği gibi daha ciddi belirtilerle birlikte ortaya çıkmakta.Küçük kaçaklar genellikle müdahale gerektirmezken, büyük kaçaklarda acil cerrahi müdahale gereklidir. Kaçak yönetimi ciddi deneyim, kararlılık, zamanlama ve uzmanlık gerektirir. Genellikle, kaçak riski başka bir komplikasyonun eşlik etmediği durumlarda 21. günden sonra azalır.

Obezite cerrahisi sonrası beslenme değişiklikleri psikolojik ve sosyal zorluklara neden olmakta. Yoksunluk sendromu yaşayanlar için destek önemlidir. Ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerine odaklanılmalıdır. Sağlıklı beslenme önemlidir.

Obezite cerrahisi sonrası zayıflama süreci kontrollü devam eder, ciddi çaba gerekmez. Kalıcı başarı, sağlıklı beslenme ve kalori kontrolüne bağlıdır. Herkesin metabolizması farklıdır, kalori dengesi kişiseldir. Hedef kiloya ulaştıktan sonra kalori dengelemesi önemlidir. Kalori alımı ve harcaması dengeli olduğunda kilo korunmakta.

Obezite cerrahisi öncesi testler önemlidir, ameliyat programı hazırlanmakta ve hastalar takip edilmekte. Testler, ameliyat uygunluğunu ve takip planını belirler. Testler 4-6 saat sürüyor, uygun hastalar ameliyat ediliyor. Ameliyat günü hastaneye davet ediliyorlar ve hızlıca ameliyat ediliyorlar. Özel bir durumu olmayan hastalar 2 gece sonra taburcu ediliyorlar. Nekahat dönemi gerekli değil ve seyahat edebilirsiniz.

Mide ameliyatı sonrası en kötü senaryo tekrar kilo almanızdır. Obezite cerrahisi eğer hasta ameliyat sonrası beslenmesini eksiksiz yaparsa hiçbir olumsuz durumla sonuçlanmamakta. Beslenme programını düzgün yapamayan hastalarda görülen en kötü durum, geçici ve ilaçlara cevap veren vitamin eksikliklerini içerir.

Obezite cerrahisi sonrası kilo verim hızı ve miktarı arasında kadın ve erkeklerde farklılıklar görülmekte. Erkeklerin kas oranının fazla olması kalori kullanım miktarlarının fazla olması dolayısıyla fazla ve hızlı kilo verimine neden olur. Bu durum ameliyat tipinin belirlenmesinde de önem az etmekte.

Hastaya obezite cerrahisi sonrası hemen egzersiz doktor tarafından önerilmekte. Burda en önemli sorun karın egzersizleri sırasında giriş yerlerinden fıtık oluşmasıdır. Bu nedenle özel bir teknik kullanarak bu fıtık oranını minimuma indirmekteyiz.

Hasta egzersiz yapılırken fazla kalori harcar, özellikle ameliyatın erken döneminde, yani ilk ayda, negatif bir denge oluşmakta. Bu, hastanın halsiz hissetmesine neden olur. Bu durum, günlük aktivitelerin yapılmasını engelliyor ve iş gücü kaybına yol açıyor.

Son dönem karaciğer hastalığı hariç hastalar cerrahiye aday olur. Obezite cerrahisine aday hastaların bir çoğunda yağlı karaciğer hastalığı mevcuttur. Karaciğer hastalığı ya da karaciğer yetmezliğinde ana problem kanın pıhtılaşma faktörlerinin eksik olmasıdır. Bu durum ameliyat sonrası kanamalar ile kendini gösterir.

Kötü beslenme, gastrit ve reflüye yol açar. Ameliyatlar bazen reflüyü deltir, özellikle mide fıtığı durumunda. Mide küçültme sonrası reflü sıkça hastalarda olur, dokorunuz RNY Gastrik Bypass önerir.

Bize Buradan Ulaşabilirsiniz